Fotoğraflar: Berkay Şatır
İstanbul'da bir Clown Jam ve “Çuvallamanın Queer Sanatı” Üzerine
“…Başarısız olmak, kaybetmek, unutmak, bozmak, feshetmek, oluşmamak, bilmemek, dünyada var olmanın aslında çok daha yaratıcı, müşterek ve şaşırtıcı yollarını sunabilir. Başarısız olmak queerlerin çok iyi becerdiği bir olgudur. Queerler için çuvallama, Quentin Crisp’i alıntılarsak bir üslup, Foucault’yu alıntılarsak da bir yaşam tarzı olabilir. Sürekli olarak yeniden denemeye dayalı gaddarca başarı senaryolarına tezat teşkil edebilir. Eğer ki başarı bunca çaba gerektiriyorsa, o zaman belki de çuvallama uzun vadede daha kolay olup farklı ödüller sunabilir.”
Çuvallamanın Queer Sanatı
Judith Halberstam
Clown Jam’in temel hazırlık rotası şöyle: Bu alanda eğitim almış, çalışmış ve deneyim kazanmak isteyen performansçılar Fiziksel Tiyatro Araştırmaları seçkisiyle Jam’e katılıyor ve minimum 2 , maksimum 8 dakikalık performanslar hazırlıyorlar. Gösteri günü ve öncesinde bir gün, kolaylaştırcı Güray Dinçol performansçılara kısa ısınmalar, antrenmanlar ve gösteri yazımı üzerine egzersizler yaptırıyor. Ayrıca Jam’de performansçılar kısa sahne/ numara veya doğaçlamalarıyla parçalarını seyirci önünde oynayabilecekleri gibi, rastgele ve tematik karşılaşmalarla birbirleriyle oynayarak da doğaçlamalar yapabilme şansına sahipler.
Clown Jam’in kolaylaştırıcısı Güray Dinçol, 3 Aralık 2022 tarihli ilk Clown Jam sonrası Gülin Dede ile Tezahür programında yaptığı söyleşide Clown Jam’in fiziksel komedi seyircisiyle oyun insanlarını buluşturacak bir alan ihtiyacından doğduğunu; verdiği clown eğitimlerinin sonrasında öğrencilerinin seyirciyle buluşacakları alanlarının olmadığını fark ettiklerini belirtiyor. Bu durum onlarda bir alan açmak arzusu yaratıyor. Bu alanın da ‘her şey çok iyi olmalı, çok beğenilmeli, seyircinin önüne en iyi haliyle çıkmalı gibi performans kaygıları ve baskıdan uzak bir alan’ olmasını amaçlıyorlar. Bu özgürleştirici, yaratıcı, hata yapma hakkı tanıyan alanı açmak için de hem kendi eski öğrencilerine hem de bu alanla ilgilenen herkese bir açık çağrı yaparak Clown Jam'i başlatıyorlar.
Clown, bir dizi yapamayış ve çuvallama üzerine inşa olan bir sahneleme biçimi: Aptal, naif, hata yapan, başına kazalar gelen, sakar, çocuksu ve şiirsel. Bu tanım beni bir diğer “çuvallama” (failure) kavramına götürüyor; queer teorideki anlamıyla bizi, hegemonik anlatıların başarısızlığını ve toplumsal cinsiyetin dayatılmış sınırlarını aşabilme biçimleri üzerine düşünmeye davet eden çuvallamaya. “Queer yaşamın, hegemonik başarısızlıkların arasındaki boşluklarda filizlendiği." yere.
20 Eylül akşamı Clown Jam’ de izlediğimiz performansların her biri tam da bu boşlukta oynanan oyunlar olarak karşımıza çıkıyor. Teatral clown, ciddiyetle eylemeye başladığı her şeyi başarısızlıkla bozuyor, çuvallıyor ve bunu yaparken de çok ciddi. Clown'ların gösterileri hata yapma, başarısızlık veya toplumun onlara dayattığı rollerle mücadele, anlamama, reddetme ve bocalama anlarıyla örüldükçe çuvallama sanatının inceliklerini seyrediyor ve buna gülüyoruz.
Geceden akılda kalan fevkalade çuvallama örnekleri için ilk
aklıma gelenlerin geçit töreni şöyle: savaş alanında mehter adımlarını
karıştıran yeniçeri, halısı bir türlü uçmayan Alaaddin, cenazeyi unutkanlıkları
ve sakarlıkları nedeniyle kaldıramayan ve merasimin her adımında tekleyen Zaveylo
Cenaze İşleri, komşusuyla başı fena halde dertte olan müzisyen, en iyi
fotoğrafları ancak yanlışlıkla çektiği fotoğraflar olan fotoğrafçı ve seslerden beden perküsyonuyla kendi yarattığı hırçın dalgalara kendi hayali takasıyla savaş açan Karadenizli
balıkçı.
Gecede sahne alan her bir clown kendi hikâye gerçekliği
içinde clown olabilmenin olmazsa olmaz kurallarına iyi örnekler sunuyor: Gurur,
naiflik ve aptallık dolular. Hata yapmaktan ve denemekten korkmuyorlar. Sonsuz
bir oyun oynama isteği içindeler.
Kendileriyle beraber seyirciyi de çuvallamanın ve komiğin sınırlarında
gezdiriyorlar. Bir Clown Jam seyircisi olarak kendime “Peki bu bize ne sağlıyor? Burada
sevilen ve seyirlik olan ne?” diye sorarsam Halberstam’ın şu paragrafı bana bir
cevap sunuyor diye düşünüyorum:
“Çuvallama bize ne gibi bir ödül sunabilir? Muhtemelen en bariz biçimiyle, düzensiz çocukluk evresinden nizami ve öngörülebilen yetişkinliğe geçişi amaçlayan, insan davranışlarını disipline eden ve insan gelişimini yöneten cezalandırıcı normlardan kaçmamızı sağlayabilir. Çuvallama, çocukluğun birtakım fevkalade anarşist yönlerini muhafaza eder ve yetişkinlerle çocuklar, kazananlarla kaybedenler arasındaki sözde kusursuz sınırlara dokunur. Ve başarısızlığa bir sürü olumsuz etki – örneğin hüsran, hayal kırıklığı, umutsuzluk- eşlik etse de, çuvallama aynı zamanda bu olumsuz etkileri kullanarak güncel hayatın zehirli olumluluk zırhını delmeye imkan tanır.”
"Birtakım fevkalade anarşist yönleri" yle gecede sunucu olarak yer alan iki oyuncu draq queen temsilleri ile sahnedeler. Jam’ in sunucuları Seksisun ve 1. Havva’nın doğaçlama olarak devam ettirdikleri akış clown jam’i izlemek için bize bir sebep daha veriyor. Aynı zamanda Clown Jam’in yürütücülerinden olan Ece Taşkın'ın karakteri Seksisun, bir Hyper Queen temsili. Feminen arketipin abartısı üzerine kurulu bir komiği var. 1.Havva ise daha çok Huysuz Virjin'den aşina olduğumuz bir draq queen formu. Mitolojik bir anlatıyı bozup yeniden kurarak inşa ettiği karakteriyle nüktedan, seyriciye sataşan bir sunucu tipi çiziyor.
Jam’e katılan performansçılardan Ahmet Umut Üzel'in clownu ise “siyah" burun rengi ile diğerlerinden ayrılıyor. Siyah burun
geleneksel kırmızı burundan farklı olarak daha karanlık temaları temsil ediyor.
Karamsar ve eleştirel. Ahmet’in clownunun ismi GİR. Ahmet dahil olduğu "Kırmzı Kumpani" ekibinde clown araştırması yaparken Ben -Ego diyen yeni bir clown
formu keşfettiğini söylüyor. Bu clown aşırı egolu, üstünlük kurmaya çalışan bir
yapıda. Bu nedenle Ahmet in clownunun seyirci ile olan ilişkisi kırmızı burundaki
gibi yatay ve neşeli bir yerden değil dikey ve rahatsız edici bir yerden kurulmuş.
Pınar Arabacı
.jpeg)

.jpeg)

.jpeg)

Yorumlar
Yorum Gönder