19–27 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek İstanbul Fringe Festival , şehrin farklı noktalarına yayılan 23 gösteri, 18 mekân ve 5 atölyeyle tiyatro, dans ve performans sanatlarını bir araya getiriyor.
İstanbul’da
yedinci yılına giren Fringe İstanbul, yine Eylül rüzgârıyla geliyor; açılış 19 Eylül
akşamı Alan Kadıköy’de “Fringe Kısalar”la yapılıyor, hemen ardından aynı
mekânda açılış partisi var. Şehir, dokuz gün boyunca tiyatro, dans ve
performans işleriyle, atölyeler, buluşmalar ve gecelerle nefes alıp verecek;
festival bu yıla özel bir temadan ziyade, yıllardır benimsediği mottosunu öne çıkarıyor:
“Eğlenceli, Cesur, Fringe!”. Programda 23 gösteri, 18 mekân ve 5
atölye var; şehrin iki yakasında Alan Kadıköy’den ENKA Oditoryumu’na,
Arter’den Çıplak Ayaklar Stüdyosu’na uzanan bir rota kurulmuş durumda.
Fringe’in
“fringere”den türetilen o dışarı açılma, kabuğu kırıp ışığı içeri alma fikri bu
yıl da belirgin: sabit sahnelerin konforunun dışına çıkan işler, seyircinin
yürüyüşüne, nefesine, kararsızlığına alan açıyor; kimi zaman bir stüdyo
kapısından taşıp sokağa sızarak, kimi zaman da bir oyun kumandasını seyircinin
eline verip onu katılmaya çağırarak.
Dokuz Günlük Yolculuk
İlk gün Alan
Kadıköy’de Fringe Kısalar sahneleniyor, ardından festivalin ruhunu
ateşleyen açılış partisi başlıyor. Ertesi gün 20 Eylül'de Paribu Art’ta Kanada’dan gelen asses.masses,
sekiz saat süren bir bilgisayar oyunu-performansla seyirciyi karar verici
konumuna yerleştiriyor. Aynı gün TheraPera’da Zuhal / Kimse Yoksa Sen Kimsin
iki ayrı seansta izleniyor, İMÇ Atölye 5554’te önce Bir De Ben, ardından
How Now Becomes Then sahneleniyor, gece ise Dam Beyoğlu’nda Hangi
Yıldayız Biz ile son buluyor.
21 Eylül’de
festival sokaklara taşıyor:Ccihangir sokaklarında başlayan What to
Say, izleyiciyi İstanbul’un içinde yürüyüşe çıkarıyor; sahne artık
duvarların ardında değil, şehrin dokusunda genişliyor. Aynı gün Barın Han’da ROTA
iki seans boyunca izleyiciyi mekânla birlikte hareket etmeye davet ediyor. 22
Eylül’de Apsolit Cihangir Atölye Sahnesi’nde, NOSTALGIA ise Alan
Kadıköy’de sahneleniyor.
23 Eylül’de
Komünite’de To Be SHOW, Arter’de 2GETHER/AL(L)ONE ve How To
Enjoy Ceylon Tea, Alan Kadıköy’de ise Last Things Remaining yer
alıyor. 24 Eylül’de ENKA Oditoryumu’nda İsviçre’den gelen valse, valse,
valse, valsin hafızasını bedenle yeniden yazarken, Alan Kadıköy’de Habemus
Naufragium seyirciyle buluşuyor.
25 Eylül’de
Kadıköy Sineması’nda Gay Turist, Zorlu PSM’de MASONN (Walls),
MSGSÜ Bomonti’de KIZ DOĞDU/III sahneleniyor; Alan Kadıköy’de ise Habemus
Naufragium tekrar oynanıyor. 26 Eylül’de Alan Kadıköy’de Goodbye Beaches
bir kıyı vedasını sahneye taşıyor, gece yarısı Karga'da Toxxxsik Draje
İntizar ile festivalin en çarpıcı buluşmalarından biri yaşanıyor. 27
Eylül’de Arter’de Kaçak Çay Saati ve ardından Fringe Kısalar –
Kapanış ile festival sona eriyor.
Atölyeler de
festivalin önemli bir parçası: 20 Eylül’de Eksi On Altı Mekan’da Gesture in
Dance, 23 Eylül’de Bağlarbaşı Kongre Merkezi’nde Waltzer Workshop ve
Komünite’de Scene Practices – Happening, 24 Eylül’de Çıplak Ayaklar
Stüdyosu’nda Introduction to Dabke & Last Things Remaining, 26
Eylül’de ise yine Eksi On Altı Mekan’da DIVE Workshop düzenleniyor.
Festivalde öne çıkanlar
- Kanada yapımı asses.masses — Yaratıcılar: Patrick
Blenkarn & Milton Lim. Seyircinin kolektif kararlarıyla ilerleyen,
7+ saatlik bir “canlı video oyun–tiyatro” melez formu; post-Endüstriyel
bir dünyada “işsiz eşekler” üzerinden emeği, teknolojiyi ve örgütlenmeyi
tartışan politik–alegorik bir anlatı kuruluyor.
- Türkiye yapımı Bir De Ben — Fikir–metin–müzik: Semih
Fırıncıoğlu; sahnede: Sedef Gökçe. Türkçenin deyişleri
ve ritmiyle oynayan, bireyin gündelik normlarla kuşatılışına dair keskin
ve zarif bir sahne araştırması.
- Türkiye yapımı How Now
Becomes Then — Koreografi
ve performans: Şiva Canbazoğlu & İlayda Evgin. “An”ın
varoluşunu ve beden–nesne ilişkisini sorgulayan bir koreografik düşünce;
zamanın dizimini bozarak seyircinin algısında yeni bağlantılar kuruyor.
- İsviçre yapımı valse, valse,
valse — Koreografi:
Johanna Heusser. Bir zamanlar yasaklanmış, bugün “zarafet”in
simgesi sayılan valsi, bedensel bir araştırma alanına çeviren ve anlamını
yeniden sorgulayan bir iş.
- Goodbye Beaches — Proje
tasarım/koreografi/yönetim: Elena Christodoulidou; dansçılar:
Anna Nicolaou, Julie Charalambidou, Elina Karacosta, Zoe Eleftheriou,
Joanna Savva. Deniz kıyısının vedasını, kadın bedenleri ve yaşantıları
üzerinden okuyan, duyusal ve görsel bir dans tiyatrosu.
- Türkiye yapımı What to Say — Performans: Ece
Zeynep Taşkın, Iraz Akçam, Yağmur Ruken Kahraman; yaratıcı üretim:
Efe Reis, Iraz Akçam. Çıplak Ayaklar Stüdyosu’ndan başlayan interaktif
bir yürüyüş/şehir performansı; izleyiciyi yalnızca izlemeye değil,
yürümeye, dinlemeye, katılmaya çağırıyor.
Festival 2019’dan beri düzenleniyor; pandemi döneminde EFFE’nin (Europe for Festivals, Festivals for Europe) Creativity Award özel ödülüyle dayanıklılığını tescilledi. Bugün festival; Denizhan Çay (Yürütücü Direktör), Emre Yıldızlar (Sanat Direktörü), Eda Erman (İletişim & PR), Emirhan Altunkaya (İş Geliştirme), Gül Doğa Selvi (Ağırlama & Gönüllü), İrem Kalaycıoğlu (Mekân), Kayra Belen (Kreatif & Tasarım), Riyana Tufanova (Operasyon), Zeynep Demir (Partnerlikler) ve Zeynep Uğur (Kültür Politikaları) gibi isimlerden oluşan bir ekip tarafından yürütülüyor.
Fringe İstanbul 2025, sahneyi kapalı salonlardan çıkarıp şehrin sokaklarına, hanlarına, stüdyolarına taşıyor. İzleyiciye sadece izlemek değil, yürümek, katılmak, paylaşmak düşüyor. Dokuz gün boyunca İstanbul, yeni karşılaşmaların ve oyunların mekânı oluyor. Festival bitip perdeler kapandığında geriye yalnızca izlenmiş oyunlar değil; birlikte yürünmüş yollar, paylaşılan anlar ve şehrin belleğine kazınmış bir deneyim kalıyor.
Festival Programı
https://www.fringeistanbul.com/istanbul-fringe-festival-2025
Festival Biletleri




Yorumlar
Yorum Gönder